nazilli logo
radyox nazilli sanal tur nazilli kamera Facebook twitter friendfeed digg
Abdullah KAVLAK
Abdullah KAVLAK

Bir Bilene Sormak Lazım

3 Ağustos 2011 Çarşamba

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun siyasi takdikler almak için zaman zaman Süleyman Demirel’in kapısını çaldığı söylenir. Birbirine zıt gibi görünen bu iki düşünce sahibi, nasıl bir araya gelir, nasıl olur da birbirine destek olur demeyin. Kendisinin peygamber olduğuna inanan bir akıl hastası, kandil gecelerinde de Hz.Muhammed (s.a.v.) için mevlid okutturmayı ihmal etmez. Doktor sorar:

-“Sen, hem kendinin peygamber olduğunu söylüyorsun, hem de bir başka peygamber için mevlid okutuyorsun, bu nasıl iştir?” dediğin de akıl hastası

-“Meslektaşlar arasında bu tür dayanışma olur” cevabını verir.


Sinan Aygün’le Mehmet Haberal’ı CHP listelerinden gösterme fikrinin Demirel’e ait olduğu bildirilir. Bu durum tek taraflı da olsa teyid edildi. Sayın Demirel bu takdiğiyle kuluçkaya yatan CHP tavuğunun altında kuzgun yavrusu çıkartmış oldu.

Demirel için boşuna söylenmemiş” bir bilen” diye…

Efendim eskiden her köyün bir bileni ve hatta”karabilecen”i varmış. İnsanlar zorda, darda kaldıklarında hep onlara danışırlarmış. Yine köyün birinde, zincirini kıran bir dana, evin kilerine girer ve bulgur küpüne başını sokar. Sokar sokmasına ama, bir türlü geriye çıkaramaz. Hane halkı bu soruna bir türlü çözüm üretemezler. Evin, ayağı yelli, afacan çocuğu uçarcasına varır köydeki “karabilecen”e durumu anlatır. Cevabı alır almaz tekrar aynı hızla geri dönen çocuk, babasına:- bilecen dede dedi ki “danayı kessinler.”

Dana kesilmesine kesilir ama kelle yine küpün içerisinden çıkarılamamaktadır. Tekrar kapısı çalınıp kelleyi çıkarmakla ilgili fikri sorulan bizim “karabilecen”:

-“Evladım git babana selam söyle, bu sefer de küp’ü kırsın”der.

Küp kırıldığında kana bulanan bulgurlar etrafa dağılmış olsa da, baştan küp’ü kırıverip danayı sağ salim kurtarmak varken dananın kesik başına kavuşan aile efradı sevinç çığlıkları atarak, hep beraber” büyüksün be karabilecen dede” diye bağrışırlar.

CHP’nin başına bunca belayı açan Demirel hakkında da CHP’liler “büyüksün baba” diye tempo mu tutuyorlar acaba, yoksa”yemin olsun birdaha sana inanırsak” mı diyorlar…

Konya’da okurken, okulun tatile girdiği bir dönemde, memlekete döneceğim. Körüklü arabalar da yenice piyasaya çıkıverdi. ”Virajlarda gaz kesilmiyormuş, araç , yanlardaki körükleri sayesinde sağa ve sola yaslanıveriyormuş”

Bir günlük gecikme pahasına da olsa ”havalı apollo” denilen bu yolcu otobüslerinden bir bilet aldım. Hem de ön koltuktan. Gerçekten de güzel ve keyifli bir yolculuk yapıyordum. Isparta’ya girişte şoför dedi ki: ”ben bu yola ilk çıkıyorum, acaba Isparta’nın garajı nerede?” ben hemen atılıp dedim ki:
-Ben bu şehirde 7 yıl kaldım, sen hele benim rehberliğime kulak ver.”

Şehir içi bazı yollara iki sefer girip çıksak da neticede oto terminaline ulaştık. Müşterilerini alıp şehirden ayrılmak isteyen bizim kaptan yine: ”Acaba Denizli yoluna nasıl çıkarız” diye sordu. Ben yine atılıp” yahu kaptan ben sana bu şehirde 7 yıl kaldığımı söylemedim mi? sen hele benim komutlarıma kulak ver” diyerek şoförü yönlendirmeye başladım. Neticede”işte şu caddeye gir ve bas gaza” dedim ve şoför de öyle yaptı.

Caddeye yenice girivermiştik ki, sırtı bize dönük olan bir trafik polisi gürültümüzden başını bize doğru çevirdi ve başındaki şapka öfkesinden önce bir havaya kalktı, ardından da tekrar başına kondu. Hışımla şoföre yaklaşan polis:” sen buranın tek yön olduğunu görmüyor musun? Ver bakalım ehliyetini, ruhsatını” diyerek cezayı bastı ve bize başka bir yönden yol verdi. Meğer benim öğrenciliğimdeki çift yol, tek yöne dönüşmüş.

Denizli’ye kadar kaptanın ağzını bıçak açmadı. Denizli girişinde yine kaptan terminali sorduğunda ben hemen atılarak: ”merak etme kaptan, benim memleketim burasıdır, ben terminali sana tarif ederim” der demez, öfkesi gırtlağına kadar dolmuş olan şoför bana dönerek:”yemin olsun bir daha sana inanırsam” diye patladı.

“Bir bilen” olarak kabul edilen Sayın Demirel, siyasi taktikler vermek için CHP’lileri yeniden çağırdığında her halde onlar da benim şoför gibi:”yemin olsun bir daha sana inanırsak” diye hep beraber bağırışırlar diye düşünüyorum.

Mahkeme salonuna girip, sanık mevkiinde bekletilmekte olan Temel’e hakim: ”Doğru söyleyeceğine namusun ve şerefin üzerine yemin eder misin” sorusunu yönelttiğinde Temel:” Hakim Bey, ben CHP’liyim. Duruşmaya girerim ama asla yemin etmem” cevabını verir.

Değerli okurlar! Meclise girip de yemin etmeyen CHP’lilerin bu tavrı nerelere kadar uzanıyor değil mi?

 

Yazarın diğer yazıları
3 Ağustos 2011 Çarşamba

Bir Bilene Sormak Lazım

29 Mart 2011 Salı

Evliya Mısın Be Polis?

7 Mart 2011 Pazartesi

Beyaz Atlara Binip Gittiler

10 Ocak 2011 Pazartesi

Kerbela 'ya FRANSIZ Kalmak

Mustafa Gökalp 22 Eylül 2011 Perşembe

Hocam Performansından hiçbirşey kaybetmemişsin maşallah. Tesbitlerindeki isabet müthiş Yani chp de değişen birşey yok.

Mehmet Candan 22 Ağustos 2011 Pazartesi

Ilımlı yeşil dolarlarınızla somaliye isterseniz dubaiye Altı oktan hangisini istersiniz

Mustafa Türkelli 11 Ağustos 2011 Perşembe

chpde boğulun.somaliye göndermek lazım hepinizi burada iftaryemeğinde edip göbek sişioryusuz.chp gelecek ampulunuz sonecek.cumhuriyetimizi yıkamayacaksınız.

Bu yazı hakkındaki düşünceleriniz ?
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
IP: 38.107.179.226
Güvenlik Kodu: