nazilli logo
radyox nazilli sanal tur nazilli kamera Facebook twitter friendfeed digg
Osman GİRGİN
Osman GİRGİN
osman.girgin@hotmail.com

Osmanlı Devleti

1 Şubat 2012 Çarşamba

                                                                  Kuruluş Kurtuluş

Bütün zamanların en büyük, en adaletli, en hümanist, en inançlı devletinin kuruluşunun 713. yılını geçtiğimiz 27 Ocak tarihinde kutladık. Dünyanın unutmak veya hatırlatmamak istediği koca devleti kimlerin nasıl hatırladığını hepimiz gördük.

 Evet, 713 yıl önce şimdiki Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde bir oba, beylik halinden devlet haline gelmiştir. İlk bakışta bu normal bir durum gibi gözükse de aslında bu dünyanın beklediği, muhtaç olduğu bir doğumdu. Çünkü o zamanın Dünyası, Avrupa’sı, Anadolu’su bir arayış, bekleyiş ve çırpınış içindeydi.

 Dünya kendi ettiklerinden muzdarip, Anadolu, Türklerin birlikte olamayışından dolayı farklı eşkıya ve sapık inançların kol gezdiği sapkıncı toprağı olmuştu. Anadolu’daki alperenler, dervişler, abdallar bile zaman zaman tehlikeler yaşıyor Allah’ın kendilerine verdiği manevi silahları kullanmak zorunda kalıyorlardı. 

 İşte böyle zamanda Söğüt’te kurulan devlet herkesin dikkatini çekmemiş olsa da ay gibi parlıyordu. Evet, ay gibi diyoruz. Çünkü O, her şeyi ile “Hilal” i örnek alan, hilalin temsil ettiği İslamiyet’i aklından çıkarmayan bir avuç mücahittin kurduğu bir devletti. Onlarda ayın ışığını güneşten alması gibi ışığını İslamiyet’ten alan yeryüzünün insan için yaratıldığını ve insanın yeryüzüne halife olarak gönderildiğinin idrakinde olan maddi ve manevi gözleri açık insanlardı.

 Anadolu’daki bütün beyliklerde dâhil olmak üzere kendi oluşumlarından Bizans ve Avrupa bile rahatsız değildi. Çünkü haklının yanında, zalimin karşısındaki duruşlarından, çok farklı idiler. Yanlarında olanlar veya taşıdıkları insanlar, dünya menfaatleri için gözleri kör olmuş kişiler değil, dünya menfaatlerine karşı kör olmuş kişilerdi.
Özellikle Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi ile başlayan ulama heyeti ve yapılacak işlerin danışılması konusundaki titizlik Osmanlı devletini bir dünya adalet devleti yapmıştır.

Özellikle Hocası Şeyh Edebali ve hocasının talebesi, aynı zamanda bacanağı, Osmanlı’nın ilk Kadısı Dursun Fakih, Osmanlının ilk manevi dinamiklerindendir. İşte Osman Gazi ile başlayan bu devlet günümüz Türkiye’sine kadar gelmiştir. Atalarımızın hangi özelliklerinin bulunduğunu millet olarak birçoğumuzun bilmesine rağmen bugün, hepimizin bu özellikleri aramamız ve bulamamamız bizim ne hallere geldiğimizi gösterir. Tarih boyunca en güçlü döneminden, mağlup olduğu dönemde dâhil adaletten ve Allah’ın emrinden ayrılmamaya çalışan bir milleti bu hale getirenlerin elbette tarih önünde büyük mesuliyetleri vardır.

Osmanlı hangi devirde aman dileyene kılıç vurmuştur. Hangi zulme dur demek için sefere çıkmamıştır. Allah’ın dinini dünyada hâkim kılma ve güzelliğini gösterme haricinde hangi amacı vardı? Kime şahsi ve nefsi olarak kılıç salladı? Osmanlı Devletinin tek ülküsü Nizam-ı Âlem ilahi kelimetullah davasından başka ne davası vardı?
Ama bugün baktığımızda menfi propagandaların tamamı Osmanlı Devletinin iyi niyet ve hoşgörüsünden yapılmaktadır. Olsun, biz insan olarak da, millet olarak da Allah’a hesap vereceğimizi unutmayız. Unuttuğumuz anda bitmişiz demektir. İşte bugünkü Fransa’nın tutumu o günkü Osmanlının hoşgörüsündendir. Olsun, tarih bizi de yazacak onları da. Tabi tarihi yazan Fransız, Ermeni İngiliz olursa değişen bir şey olmaz ama bir sürü kendini bilmez için ahretimizi helak edemeyiz.

Aslında Anadolu yine aynı günlerini gebedir. Durum o kadar vahim gibi görünmese de Türklük ve İslamiyet şeyh Edebali, Dursun Fakih’lerle yükselecek adalet ve hoşgörü devletini özlüyor. Tabi buradaki isimler değişebilir. Dursun Fakih yerine Muhammet, Ahmet, Mehmet neden olmasın? Söğüt, Domaniç yayları, İnegöl, Bursa’nın yanında Aydın Muğla, Erzurum, Trabzon Kayseri, Paşa Yaylası, Erciyes Yaylası olamaz mı?

Burada önemli olan zamanımızın Osman Gazi’lerini, Şeyh Edebalı’larını yetiştirmek çıkarmaktır. Yoksa Batı veya düşmanlarımız hep var. Belki o günlerde Osmanlı’nın düşmanları bugünden az değildi. Biz tarihimizle bağımızı ve koparmadığımız, töremizi unutmadığız ve dinimizi yaşadığımız müddetçe her zaman güçlüyüz. Kaybettiğimiz değerler kendi öz geçmişimizde mevcuttur. Başkalarının yaşayış ve yurtlarında değil.
Muhabbetle….
    Osman.girgin@hotmail.com

Yazarın diğer yazıları
9 Mayıs 2012 Çarşamba

Çobanız Çoban

3 Nisan 2012 Salı

Emrindeyiz Başbuğum

28 Şubat 2012 Salı

Kimin Demokrasisi?

1 Şubat 2012 Çarşamba

Osmanlı Devleti

18 Ocak 2012 Çarşamba

Dünya Lideri

4 Ocak 2012 Çarşamba

Bayrak Şairi

23 Kasım 2011 Çarşamba

Sen Utanma Öğretmenim

11 Ekim 2011 Salı

Kaldırım İstiyorum

19 Eylül 2011 Pazartesi

İmtihan

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Ne Yazalım

7 Haziran 2011 Salı

Usandım

27 Nisan 2011 Çarşamba

Taraftar

13 Nisan 2011 Çarşamba

Belediye Şöleni

15 Mart 2011 Salı

Anam!

5 Mart 2011 Cumartesi

Mücahit Erbakan

Bu yazı hakkındaki düşünceleriniz ?
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
IP: 38.107.179.228
Güvenlik Kodu: